Antidepresanlar Depresyona Çözüm Mü?

depresyon ve antidepresan kullanımı

Antidepresanlar Depresyona Çözüm Mü?

Antidepresan kullanımı majör depresyondan muzdarip kişiler için gerçekten yararlı bir yöntem olabilir. Ancak bizim ilgilenmiş olduğumuz asıl konu: Gerçekten sadece antidepresan kullanarak majör depresyondan kurtulmak mümkün mü?

Depresyon hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için: Depresyon Yazı Dizisi

 

Antidepresanların etki göstermesi

Antidepresan kullanımının etkileri genellikle tedavinin başlangıcından itibaren ilk altı aylık süreçte kendini göstermekte ve kişinin enerjisini kazanmasına yardımcı olduğu bilinmektedir. Ayrıca hayattan duyulan zevkin arttığı da genel olarak rapor edilmektedir. Ancak yine de bu detaylar antidepresan kullanımının tam anlamıyla majör depresyonu tedavi ettiğini desteklememektedir. Eğer antidepresan kullanımına psikoterapi desteği eklenirse, kişinin bu hastalıktan kurtulma ihtimalinin ciddi derecede arttığını gösteren araştırmalar mevcuttur. Ki, bunu da yazımızın ilerleyen bölümlerinde detaylıca ele alacağız.

Depresyon ve depresyon tedavisi üzerine yıllar boyunca yüzlerce hatta belki de binlerce araştırma yapıldı. Maalesef tüm araştırmaları inceleme şansımız olmasa da en etkili gördüklerimizi baz alarak, ortak amacı ve sonuçları size sunmayı amaçlıyoruz. Bu sonuçlara bakarak kısa bir ipucu vermek gerkirse eğer; antidepresanlar tam anlamıyla majör depresyonu tedavi etmiyor!

 

Tam anlamıyla bir tedavi vaad etmiyor

Genellikle antidepresan kullanımı, özellikle ülkemizde bir mucize gibi algılanmakta ve gidilen her psikiyatrın, kişiye bu tarz ilaçları yazması umulmaktadır. Ancak hastalar bu konuda ciddi bir yanılgı içindeler ve bunu söylemekten çekinemeyiz! Antidepresan kullanımı sonucu her ne kadar ciddi bir enerji artışı ve kişinin ruh halinde ciddi bir düzelme görülse de; bu asla bir mucize olmayacak ve depresyonu kökünden çözmeyecektir. Yani ilaçlar sizi eğitmez konusuna tekrar geliyoruz buradan. Bu da demektir ki ilaç kullanımı sizi bilişsel hatalarınız konusunda farkındalık sağlamaya itmiyor ve kendinizi daha sağlıklı düşünce yöntemleri geliştirme konusunda yardımcı olmuyor.

Unutmamalıyız ki, depresyon ve majör depresyon arasında ciddi bir fark olmasına rağmen; genellikle depresyon uzun süren ve kendine özgü bir hastalık olarak ele alınmaktadır. Ve çoğu uzman, depresyon tedavisinin aylar ve ya yıllar alabileceğine işaret etmektedir. Ayrıca her zaman tedavilerden sonuç alınamama ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır. Burada ise dikkat edilmesi gereken; kişinin tedavi olmaya ne kadar istekli olduğu ve çaba gösterdiğidir.

 

Hayat kalitesi, enerji ve mutlulukta artış

Yine de antidepresan tedavisi alan depresyondan muzdarip kişiler bir süre sonra daha mutlu, daha sağlıklı, ve yaşadıkları hayattan daha memnun hissetmeye başlarlar. Bu da kanıtlanmış bir gerçektir. Bazı konular var ki değinilmeden geçilmesi imkansızdır. Bunlardan biri; kişinin hayat kalitesindeki artıştır. Ancak tek başına antidepresan kullanımının kişinin hayat kalitesindeki artışı ne kadar sürdüreceği ciddi bir soru işaretidir ve cevabı çok da tatmin edici değildir.

Hayat kalitesi de genellikle kişinin yaşadığı hayattan almış olduğu zevke ve tatmine göre değerlendirilmektedir. Rapapot ve arkadaşları 2005 yılında yapmış oldukları araştırmada, antidepresan kullanımı ve ‘’psikoterapi’’ desteğiyle beraber kişilerin yaşadığı hayattan duyduğu tatmin ve zevk duygusunun geri kazanımını %70’e kadar yükseldiğini rapor etmişlerdir. Böyle olunca da majör depresyondan muzdarip kişilerin, enerjilerini geri kazanmasıyla ve hayattan duydukları tatminiyetin artışıyla beraber depresif olmayan kişilerin oranlarına oldukça yaklaşma ihtimali olduğunu öne sürmektedir.

Bunun yanı sıra kişi daha barışçıl, daha huzurlu ve daha sakin bir hal almaktadır; ayrıca hayata karşı da daha müteşekkir ve saygılıdır. Bu iyileşme zincirleme bir etki meydana getirir ve kişi sosyal ilişkilerinde de olumlu değişimler ve iyileşmeler deneyimler. Bu durum da özellikle aile içi ilişkilerde ve yakın arkadaş ilişkilerinde kolaylıkla gözlemlenebilmektedir.

 

Antidepresanlar depresyonu yenmek için sadece birer araçtır

Unutmamalıyız ki antidepresanlar depresyonun üstesinden gelmek için başvurmamız gereken araçlardır. Bu araçlar da bize depresyonun belirtilerinin azalmasında, enerjimizin geri kazanılmasında ve durumları daha net bir şekilde görecek seviyeye gelmemizde aracı olurlar.

Yani antidepresan kullanımı tam anlamıyla tedavi etme sözü verememektedir. Ki zaten bir süre sonra antidepresanların etkilerinin azaldığı ya da dozlarının yetmediği de sıklıkla rapor edilmekte ve bunun sonucunda da antidepresan kullanımı kişilerde bir şikayet haline gelmektedir. Şu konuda kesin olmamız gerekmektedir: Antidepresan kullanımı belirtilerin azalmasını hedef alır; tam anlamıyla bir tedavi veya çıkış yolu değildir!

Depresyonu özel bir hastalık yapan diğer bir özelliği de; depresyondan kurtulduğunuzu düşündüğünüz anda bile her zaman belirtilerinin geri dönüş ihtimalinin olmasıdır. İngilizce’de buna ‘’relapse’’ denilmektedir. Özellikle antidepresan tedavisinin sonlandırılmasıyla beraber, kişinin kısa bir süre içerisinde çekilme belirtileri (beyinde elektrik çarpması hissi, uykuda bozukluk, mide bulantısı, zamanda kayma hissi, vb.) yaşaması oldukça doğal karşılanır. Ancak tedavinin sonlanmasını takiben 2 aylık bir süre içerisinde depresyon belirtilerinin tekrar ortaya çıkması hatta daha şiddetli bir hal alması ihtimali de her zaman bulunmaktadır. ”Relapse” kelimesi de belirtilerin geri dönüşünü tanımlamak için kullanılan bir kelimedir.

 

Asıl tedavi: Bilişsel Değişimler

Depresyondan muzdarip kişilere yardım etmedeki ilk adım, öncelikle depresyonun belirtilerini azaltmak yada en azından katlanılabilir bir hale getirmek ve kişilerin hayattan almış oldukları zevki ve duydukları tatmin duygusunu geri kazanmalarına yardımcı olmaktır. Bu şekilde de kişiler asıl tedaviye yani ‘’psikoterapi’’ alabilecek düzeye ve psikoterapiye ve uygulanan tekniklere olumlu tepkiler verecek bir seviyeye gelmeye hazırlanmaktadırlar. Aksi halde, özellikle majör depresyondan muzdarip kişilerin bilişsel olarak değişime tam olarak hazır olmadıkları ve terapilere olumlu tepkiler vermedikleri sıklıkla rapor edilmektedir.

Bu yazının devamında antidepresan kullanımıyla beraber terapi almaya hazır hale gelen kişileri nasıl bir sürecin beklediğini ele alacağız.

 

antidepresanlar depresyona çözüm mü

 

 

 

 

 

 

Kaynak:

Albiani, J., Hart, S., Berian, J., Rosaria, A., Lee, J. & Varma, M. (2013). Impact of depression and anxiety on the quality of life of constipated patients. Journal of Clinical Psychology in Medical Setting, 20(1), 123-132.

Anderson, H. D., Pace, W. , Libby, A. M., West, D. R. & Valuck R. J. (2012). Rates of 5 Common Antidepressant Side Effects Among New Adult and Adolescent Cases of Depression: A Retrospective US Claims Study. Clinical Therapeutics. 34 (1), p113-123. 11p.

Baghai, T. C., Blier, P., Baldwin, D. S., Bauer, M., Goodwin, G. M., Fountoulakis, K. N., Kasper, S., Leonard, B. E., Malt, U. F., Stein, D., Versiani, M. & Müller, H. J. (2011). General and comparative efficacy and effectiveness of antidepressants in the acute treatment of depressive disorders: a report by the WPA section of pharmacopsychiatry. Eur Arch Psychiatry Clin Neurosci, 3, 207–245.

Bech, P. (2005). Social Functioning Should it Become an Endpoint in Trials of Antidepressant? Adis Data Information BV, 19 (4), 313-324.

Bot, M., Pouwer, F., Ormel, J., Slaets, J. P. J. &Jonge, P. (2010). Education and psychological aspects predictors of incident major depression in diabetic outpatients with subthreshold depression, Diabetic Medicine.

Choi, E., Zmarlicka, M., & Ehret, M. J. (2012). Vilazodone: A novel antidepressant. Am J Health-Syst Pharm.

Çetinay Aydın, P., Gülseren,Ş. & Mandacı, H.(2010).  The effects of residual symptoms and memory functions on relapse in patients with major depressive disorder: A controlled follow-up study. Archives of Neuropsychiatry, Galenos Publishing.

Duarte, S. D., Miyazaki, C. M., Blay, S. L. & Sesso, R.(2009). Cognitive–behavioral group therapy is an effective treatment for major depression in hemodialysis patients. International Society of Nephrology.

Elliott, A. J., Russo, J. & Roy-Byrne, P. P. (2002). The effect of changes in depression on health related quality of life (HRQoL) in HIV infection. General Hospital Psychiatry, 24(1), 5-43.

J.R.T. Davidson, S.E. Meltzer-Brody, J Clin Psychiatry, 1999, 60, 4-9

Lima, A. F. B. S. & Fleck, M. P. A. (2011). Quality of life, diagnosis, and treatment of patients with major depression: a prospective cohort study in primary care. Revista Brasileira de Psiquiatri

Mendlowicz, M. V., & Stein, M. B. (2000). Quality of life in individuals with anxiety disorders. Am J Psychiatry 2000; 157:669–682.

Naudin, M., El-Hage, W., Gomes, M., Gaillard, P., Belzung, C. & Atanasova, B. (2012) . State and Trait Olfactory Markers of Major Depression, PLoS ONE 7(10).

Örsel, S. (2004), Depresyonda tedavi: Genel ilkeler ve kullanılan antidepresan ilaçlar. Klinik Psikiyatri, 4, 17-24.

Patel, D. S. & Deshpande, S. S. (2012). Efficacy and safety of milnacipran vs duloxetine in major depression in Indian patients. Der Pharmacia Sinica

Patrick, D. L. & Erickson P. (1988) What constitutes quality of life? Concepts and dimensions. Clin Nutr 1988; 7:53–63

Rahman, H. & Muralidharan, P.  (2010). Der Pharmacia Lettre, 2010, 2(5), 441-449.

Rapapot, M. H., Clary, C., Fayyad, R. &Endicot, J. (2005). Quality-of-life impairment in depressive and anxiety disorders. Am J Psychiatry 162(6), 1171–1178.

Uluocak, N., Erdemir, F., Elbozan Cumurcu, B., Çam Çelikel, F. & Parlaktaş, B. S.(2006). Erkeklerde antidepresan ilaç kullanımının orgazm ve ejakülasyona olan etkileri. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni, 16, 104-108.

Wijlaars, L. (2012). Side-effects in antidepressants: The drug or the disease?. Significance, 9(5), 10-13.

Alakalı başlıklar

Leave a Comment