Depresyon-5: Depresyon ve Yakınlık Arayışı

depresyon ve yakınlık arayışı

Depresyon ve Yakınlık Arayışı

Depresyon söz konusu olduğunda yakınlık arayışı da özellikle üzerinde durulması gereken bir konudur. Bazı insanlar diğerlerine karşı yakınlık geliştirmek istemelerine rağmen, hayatlarının ilk dönemlerinde yakınlığı tehdit ve ya ceza ile ilintilendirmiş yani bağdaştırmış olabilirler. Ya da yakınlık esirgenmiş ve elde edilmesi imkansız bir şey olarak algılanmış olabilir.

Bu yüzden de kişiler yakınlık kurmak için özlem duyabilir; ancak diğerlerinin güvenilmez olduğu inançları, incitme ve ya hayal kırıklığı yaratma potansiyelleri kişilerin inançları arasında yer etmiş olabilir. Bu da depresyondaki insanların yakınlık kurmak istemesini ancak yakınlıktan korkma ve yakınlaşamamasını açıklayabilir.

Kaygılı bağlılık da depresyonda karşımıza çıkan başka bir durumdur. Kişi terk edilmekten ve reddedilmekten korkar, yalnız kalmak kaygılandırır ve ayrılık durumu ise büyük bir öfkeye neden olur. Bunu özellikle romantik ilişkilerde gözlemleyebilirsiniz. Bazı ilişkiler aslında artık yürümüyordur ancak kişi kaygılı bir bağlılık durumu geliştirdiğinden dolayı ilişkinin sonlanması da ciddi bir kaygı kaynadığıdır ve ayrılık durumunun gündeme gelmesi bile büyük bir öfkeyi uyandırabilir.

Bazı kişiler ise bağlılık durumunun sadece acı vereceği inancına sahiplerdir ve bunu ayrıca zor bulduklarından yakınlık kurmaktan uzak dururlar. Yine, bu da sıklıkla karşılaşılan problemlerden biridir ve karşıdaki kişiyi de psikolojik olarak negatif etkileme ihtimali vardır. Çünkü, bazı ilişkilerde (aile, akraba ve ya romantik ilişkiler) kişi stabil davranışlar sergilemiyor olabilir ya da duygularını dillendirmekten kaçınıyor olabilir. Bu da karşı tarafın kişiyi anlamasını oldukça zor bir hale getirir. Neye nasıl tepki verilmesi gerektiği konusundaki soru işaretleri giderek büyür ve karşıdaki kişilerde zaman içerisinde stres ve kaygının artışına da sebebiyet verebilir.

Bazı kişiler de kaçınma ve kaygı durumları arasında sıkışıp kalmışlardır. Bazen mesafeli olabilirlerken bazen de sevgi ve yakınlık gösterilmesini isteyebilirler. Bu tip durumlarda da stresli çatışmaların ortaya çıkması çok güçlü bir ihtimaldir. Bu tarz bir tutum genellikle ‘’dengesizlik’’ olarak adlandırılır ve bu kelime de üstün körü değerlendirmeye oldukça açıktır. Bu yüzden kişinin içinde bulunmuş olduğu durum hakkında farkındalık geliştirmek; ilişkilerin iyileşmesi ve kişiye de destek sağlamak için oldukça önem arz eder.

 

İdealimiz olan ötekini kaybetmek

İnsanların zihninde iki tip ebeveyn figürü vardır: birisi sahip olunan, diğeri de sahip olmayı arzuladığımız ebeveyndir. Eğer bu ebeveynler arasındaki boşluk ve fark oldukça büyükse o zaman sahip olunan ebeveyn hakkında çatışma yaşanması mümkündür.

Eğer kişinin ebeveyni ile olan ilişkisi zor olarak tanımlanabiliyorsa, o zaman kişi asla sahip olunamayan ebeveyn için üzülebilir ve bu tip duygularla nasıl başa çıkması gerektiğini de unutabilir. Bu açıdan bakıldığında bir tutarlılık ihtiyacı da göze çarpmaktadır. Kişi aslında ebeveynlerini idealleştirirken – ki bu muhtemelen çocukluktan itibaren gelen uzun bir süreçtir- bilişsel problemler yaşamış ve bunları sürdürüyor da olabilir.

 

Çaresiz-tip depresyon

Diğer insanlarla yeterince yakınlık kuramadığımızı düşündüğümüz durumlarda ‘’çaresiz-tip’’ olarak bilinen depresyon türü ortaya çıkabilir, bu da diğer insanlardan kopmamıza neden olur. Depresyondaki insanların en yaygın ortak özelliklerinden biri de kendilerini somutlanmış ve tek başına hissetmeleridir. Aslında, bu tarz düşünceler üzgün, umutsuz, çaresiz ve değersiz hissetmeye ve sonucunda da kaçınma ve soyutlanma davranışının artışını beraberinde getirir. Böylelikle de kişi düşünce, duygu ve davranış kısır döngüleri içerisinde kalabilir.

Depresyon aşırı yakınlıktan kaynaklanıyor olabilir mi?

Şaşırtıcı olan diğer bir durum da, depresyonun aşırı yakınlıktan kaynaklanabileceği gerçeğidir. Kişiler bazen ilişkilerde ağırlaştıklarını, kapana kısıldıklarını, ilişkilerde mesafe koyamadıklarını, başkalarından kurtulamadıklarını ve yeterince uzaklık olmadığını hissederler.

Daha fazla alanın arzulanması kişide suçluluk duygusu da uyandırabilir. Tıpkı çok az yakınlık gibi çok fazla yakınlık da depresyonun nedenleri arasındadır. Kişi kendini ilişkideki yakınlıktan ve artmış sorumluluk hissinden dolayı bunalmış hissedebilir. Bu da aslında hemen herkesin deneyimleyebileceği bir durumdur ancak bazen kişi bu konuya saplantılı bir biçimde yaklaşabilir ve böylelikle kendini kronik bir stres kaynağı yaratabilir.

 


Depresyon yazı dizimizin 6. yazısı olan ”Depresyon Zarar Görmemizi Önlemek İstiyor” adlı yazımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz: 

psikolojiplatformu.com/2018/12/29/depresyon-6-depresyon-zarar-gormemizi-onlemek-istiyor/


depresyon ve yakınlık arayışı

 

 

 

 

 

 

Kaynak:

Gilbert, P. (2009). Overcoming depression: A self-help guide using congitive behavioral techniques. London, UK: Robinson

Harari, Y. H. (2012). Sapiens: Hayvanlardan Tanrılara (45. baskı). İstanbul: Kolektif Kitap.

Alakalı başlıklar

Leave a Comment