Panik Atak ve Agorafobi-3: Panik Atağın Tetikleyicileri

Panik Atağın Tetikleyicileri

Panik bozukluğun belirtilerinin başında fiziksel olarak hasta olduğunuza dair kontrol edilemeyen kaygı gelir. Ve bu kaygı fiziksel belirtilerin daha da farklı ve abartılı bir şekilde algılanmasıyla beraber büyür ve kişi bayılmak üzere olduğunu ve hatta öleceğini bile düşünebilir. Böylece kişide bir kısır döngü harekete geçmiş olur ve kurtulması oldukça da zordur.

Ayrıca bazı fiziksel ve diğer durumların da panik atağı harekete geçirdiği ve hatta daha da kötü bir hal almasına neden olduğu da kanıtlanmıştır. Şimdi kısaca bunları inceleyelim.

 

Hiperventilasyon

Hiperventilasyon genellikle gereğinden sık, hızlı ve derin nefes alma halini tanımlamak için kullanılan bir kelimedir ve yabancı kökenlidir.Aşırı soluma yani hiperventilasyon, panik atağın başta gelen tetikleyicilerindendir. Bunun nedeni de aşırı solumayla beraber aslında beynimize daha fazla oksijen gitmez. Bu genel bir yanlıştır. Kanımızdaki oksijen ve karbondioksit gibi kan gazlarının dengelerinin değişmesiyle beraber zihnimizde ve bedenimizde anormal algılamalar deneyimlememiz oldukça normal bir durumdur.

Eğer söz konusu kronik hiperventilasyon ise, bu durum kendini aslında belli ediyordur. Gün içerisinde kendinizi gözlemleyerek fazlaca hiperventilasyon durumunda olduğunuzu anlamanız mümkündür. Kronikleşmiş hiperventilasyonun belirtileri arasında gün içerisinde sık sık esneme ve iç çekme de bulunmaktadır. Her ne kadar kulağa basit gelse bile, bunlar aslında hiperventilasyon söz konusu olduğunda, oldukça önemli sinyallerdir. Ayrıca bu belirtilere ek olarak sık soluma ve hızlı soluma alışkanlığı da eklenmektedir.

Eğer gün içerisinde sıklıkla iç çekiyor ve esniyorsanız bu kronik olarak aşırı soluma yaşıyor olabileceğiniz ve böylece de panik semptomlarını kamçılıyor olabileceğiniz anlamına gelebilir. Dediğimiz gibi, eğer panik ataktan yada panik bozukluktan muzdaripseniz, atacağınız ilk adımlar arasında bu tür davranışları yada alışkanlıkları gözlemeyi bulundurabilirsiniz.

 

Kandaki oksijen ve karbondioksit dengesi

Kişi sakin ve normal bir şekilde nefes alıp verirken beynine yeterli miktarda oksijen gitmesi nedeniyle daha net ve sağlıklı düşünebilir ve daha iyi konsantre olabilir. Normal durumlarda kandaki karbondioksit ve oksijen gazları arasında bir denge söz konusudur. Ancak hiperventilasyon işin içine girdiğinde vücutta yapmış olduğu ilk etki; aşırı solumayla beraber kandaki oksijen ve karbondioksit dengesini bozarak beynin optimum düzeyde oksijenden yararlanmasına engel olmaktır.

Hiperventilasyonla beraber normalde olduğundan daha fazla miktarda karbondioksit dışarı atılır, ve bu durumda kırmızı kan hücrelerinin oksijen taşıması daha zor bir hal alır. Daha hızlı solumak aslında beyninize giden oksijenin daha da azalması anlamına gelir. Yaşanan sarsaklık, baş dönmesi, halsizlik, ve sersemlik halinin açıklaması da temel olarak buna dayanmaktadır.

Ayrıca hiperventilasyonun yukarıda bahsetmiş olduğumuz belirtileri de panik halindeki kişi tarafından felaket olarak algılanabilir ve panik atağın giderek güç kazanması ve kişiyi etkisi altına alması önünde bir engel kalmaz.

 

Uyarıcılar, alkol, uyuşturucu ve ilaçlar

Panik bozukluk yaşayan insanların kendilerini çay, kahve, alkol vb. uyarıcılarla sakinleştirmeye çalışması sıklıkla rastlanan bir durumdur ancak bu sadece panik atak semptomlarını körükler. Aslında, panik, kaygı ve stres gibi durumlarda kendimizi özellikle sigara, alkol, çay ve kahve gibi uyarıcılarla sakinleştirmeye çalışmak bize içinde yaşadığımız toplum tarafından öğretilmiş bir durumdur.

Örneğin, çok önemli bir iş görüşmeniz olduğunu düşünün yada çok önemli bir sınavınız, o kadar gergin hissediyorsunuz ki bu da kendisini stres ve kaygı olarak gösteriyor. Arkadaşlarınız tarafından size uzatılmış bir sigara veya bir fincan kahve çoğu zaman sizi rahatlatıyormuş hissi yaratabilir. Yada sevgilinizden ayrıldığınızı varsayalım ve ciddi bir acı, kaygı ve panik duyguları karışımı yaşıyorsunuz. Zihniniz normal bir tepki olarak bu rahatsızlık verici durumdan kurtulmak isteyecektir. Bu durumda insanlar genellikle sigara ve alkol gibi uyaranlara daha sık baş vurma eğilimi gösterirler. Öyle ki, uyuşturucu madde kullanımının da bu tarz durumlarda arttığı bilinmektedir.

Bu tarz uyarıcıların kullanımıyla beraber, panik eşiğinizde bir düşüş ortaya çıkabilir ve başka krizleri meydana getirebilir. Panik atak ayrıca, kokain, amfetamin, marihuna vb. maddelerin kullanımından sonra da tetiklenebilir ve bunların sonuçları çok daha kötü de olabilir. Çünkü bu maddeler kafein, sigara ve alkol gibi maddelere göre daha uzun süren ve daha ciddi fiziksel hislere neden olmaktadırlar. Hatta bu tür durumlarda kişi genel olarak rahatlama beklerken; fiziksel belirtileri beklediğinden daha zorlayıcı ve negatif bir şekilde deneyimleyebilir ve durum çok daha kötü bir hal alabilir.

Ayrıca belirtmemizde yarar var ki alkol suistimalinin sürdüğü ve uyuşturucu kullanımına devam edildiği durumlarda panik bozukluğun üstesinden gelmekten söz etmek çok kolay değildir. Hatta bazı ilaçlar da panik atağı tetikleme etkisine sahip olabilir. Doktorunuz tarafından size reçete edilmiş olsa bile, ilaçların yan etkileri kişiden kişiye değişiklik gösterdiğinden dolayı; kişinin bu yan etkileri algılayış şekli de olumsuz bir biçimde olabilir. Bu da ilaç kullanırken de mutlaka ilacın etki ve yan etkileri hakkında bilgi sahibi olmayı ve olası yan etkilerin her zaman söz konusu olduğunu kabul etmeyi gerektirir.

 

Psikolojik faktörler

Bir panik atak geçirmişseniz, bu durumun sonucu olarak başka bir atağa yol açma korkusu da tetiklenebilir. Burada gerçekleşen durum hastaların ve sinir sistemlerinin birbirini kandırmasıdır. Otonom sinir sisteminin kandırılmasıyla beraber  panik atağın ortaya çıkması oldukça mümkündür.

Aslında gerçek stres oldukça küçük çaplıdır ve kişi genellikle çevresinde olup bitenin tam anlamıyla farkında değildir. İlk kez panik atak deneyimleyen birisi ise güçlü kaç yada savaş tepkisiyle şaşkına döner ve bu tuhaf duyguları daha kötü bir fiziksel senaryonun bir parçası olarak yorumlamaya başlar. Bu şekilde de aslında bilişsel olarak öz-yeterliliğini de küçümseme eğilimi gösterir.

Kişilerin yıkıcı düşüncelere olan eğilimi de durumun kontrolünün kaybedilmek üzere olunduğu veya ölümle sonuçlanacağı olarak yorumlanmasına katkı sağlar ve bu da korkunun katlanarak büyümesine yol açar.

Kaç yada savaş mekanizmasının şartlanması ise daha da karmaşık ve kötüleşmiş bir durumdur. Mekanizmanız sizi olası tehditlerden korumak isterken benzer durumları tehdit olarak algılar ve panik atağın başlamasına neden olan ilk kaygı semptomlarını tetikler. Bu da kaçınma, korku, agorafobi veya panik atak döngüsünü başlatmış olur.

Bazı insanlar geçirdikleri ilk panik ataktan sonra geri çekilme davranışı gösterebilir. Böyle durumlarda özgüvenlerini ve özsaygılarını da kaybederek içlerine kapanırlar. Bazı insanlar da tam aksine durumun üzerine oldukça fazla gitmeye çalışırlar; ancak yanlış tekniklerin kullanımıyla, durum daha da pekişir ve bu da onları daha zor durumlara sokar. Stresin, olası panik atakların ve olası hüsran duygusunun yaşanma olasılığı da böylece giderek artmış olur.

 

uyarıcılar, alkol, uyuşturucu ve panik atak

 

 

 

 

 

 

 

Alakalı başlıklar

Leave a Comment