Depresyon-4: Depresyonun Amacı Nedir?

depresyon nedir

Depresyonun Amacı Nedir?

Depresyon genel olarak faydasızdır ve anlaşılması gereken şey depresyonun eski beyin sistemleri ile bağlantılı olabileceğidir. Ancak bu depresyonun tamamen amaçsız bir zihin durumu olduğu anlamına gelmemektedir. Hatta depresyonun, organizmanın hayatta kalması için yararlı olan yönleri bile mevcut olabilir.

Depresyonu dikkatli incelediğimizde, olumsuz duyguların güçlendiğini ve olumlu olanların zayıfladığını görebileceğimiz pek çok durum söz konusudur. Bu tür durumlarda da beyin olumsuz duyguları daha da güçlendiren ve olumluları zayıflatan kalıplar içerisine girecektir. Bu başından beri üzerinde durmuş olduğumuz kısır döngülerden bir tanesidir.

 

Depresyon yararlı olabilir mi?

Hafif derecedeki depresyonun yararlı olduğunu savunan görüşler de vardır. İşte bu kısmı tarafsız bir şekilde incelememiz ve küçük detaylarına dikkat etmemiz gerekmektedir. Bu görüşlere göre depresyon ulaşılması zor görünen ve imkansız arzularımızın sonlanmasına yardımcı olmakta ve bunlardan vazgeçmemize imkan sağlamaktadır.

Bazı durumlarda isteğinizi köreltmeniz gerekli olabilir; böyle durumlarda da enerjiniz azalır, isteğinizin kırıldığını hissedersiniz ve bu arzunuzdan vazgeçer ve başka arzulara yönelirsiniz.

Bunu bizi imkansız arzuların peşinden gitmeyi sonlandırmayı söyleyen içsel bir sinyal olarak kabul edebilir. Eğer bu sinyal olmasaydı zamanımızı ve enerjimizi imkansız arzuların peşinde harcayabilir, tüketebilir ve hiçbir şey elde edemeyebilirdik. Bu görüşlerin ışığında, çökkün ruh halini içsel bir ‘’vazgeç sinyali’’ olarak değerlendirebiliriz. Ayrıca çökkün ruh hali ve hüsran duyguları da otomatik olabilir.

Yani aslında depresyonun yararlı bir yönü olması oldukça olasıdır. Depresyon, içerisinde bulunduğu bedeni, zihni, ya da organizmayı – bunu istediğiniz şekilde isimlendirebilirsiniz- boşuna çabalamaktan alıkoymaya çalışmaktadır. Bu alıkoyma çabası sonuç verdiğinde kişinin hüsranla karşılaşma ihtimali azalır ve kişi daha az yara almış olabilir. Bazen arzularımız bizi öylesine kontrolleri altına alabilir ki, nerede ve ne zaman durmamız gerektiğinin farkına varamayız. Depresyonu bir dur sinyali olarak değerlendirmek, işte bu yüzden önemli bir noktadır.

 

Vazgeçmeyi kabullenememe

Depresyon çoğu zaman isteksizlik, vazgeçme isteği ve erteleme davranışıyla beraber görülür. Eğer vazgeçmek zorunda oluşumuzu, kişisel bir başarısızlık olarak anlamlandırır ve yorumlarsak, bu da olumlu duygu sistemlerimizde ciddi bir zayıflamaya yol açacaktır. Olumlu duygu sistemlerimizin zayıflamasıyla beraber de, aksine olumsuz duygu sistemlerimiz güçlenecek ve bakış açımız daha siyah beyaz olacaktır.

Vazgeçmek zorunda oluşu ve kayıpları kabullenen kişiler, bu durumları kabullenmekte güçlük çeken kişilere göre daha az depresyon riski altındadır. Vazgeçmemek için mücadele vermek, hüsranı ve kızgınlığı sürdürmek, bu durumlar üzerine uzun uzadıya kafa yormak ve özeleştiri yapmak kişiyi depresyona karşı hassas hale getirir. Bunlar depresyon hakkında öne çıkan bilgilerdir ve bilimsel değere sahiptirler.

 

Acı verici duyguları kabul edememe

İlginçtir ki depresyondaki bazı kişiler acı verici duyguları nasıl kabul edeceklerini ve bunlara nasıl tepki göstereceklerini ve hayatlarındaki engelleri nasıl aşıp yola nasıl devam etmeleri gerektiğinden emin olamamaktadırlar. İşte bu tarz durumlarda kişilerin küçük bir yardıma ihtiyacı olabilir. Her zaman profesyonel yardıma ulaşmak çok kolay değildir. Ancak psikolojik sorunlar üzerine yazılmış kitapları okumak ve sitemizdeki yazıları takip etmek bile size çeşitli fikirler ve bakış açıları kazandırmada küçük de olsa bir destek sağlayabilir.

Hayattaki tüm acı verici durumlardan kaçınmamız mümkün değildir. Ki acı verici durumlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilse de herkesin karşısına hayatının bir bölümünde çıkacaktır. Çünkü hayat budur ve bunların özellikle ölüm gibi bazı acı verici durumlardan kaçmak mümkün değildir. Karşımıza çıkan büyük aksaklıklarla ve engellerle karşılaştığımızda çökkün bir ruh haline bürünmek oldukça normal bir durumdur. Bazı acılara katlanmak ve belirlemiş olduğumuz yolda yürümeye devam etmek hayatın getirilerindendir.

Depresyonda kişinin asıl öğrenmesi gereken, zorlu dönemleri atlatabilmek için kişinin kendisine karşı şefkatli ve nazik davranmayı öğrenmesidir. Zorlu dönemler, depresyondan muzdarip insanlar için daha zorluymuş gibi görünebilir. Çünkü bu kişiler çoğunlukla kendilerine fazla yüklenirler ve belki de başkalarına gösterdikleri şefkatin küçük bir kısmını bile kendine göstermezler. Mesela, sadece 1 dakikanızı ayırın ve karşılaştığınız bir zorlukta kendinize en son ne zaman şefkatli bir biçimde yaklaştığınızı düşünün.

 

Bağlantı duygusunun kaybedilmesi

Sevilen bir kişinin ölümüne öfke, hasret, üzüntü, kaygı, motivasyonun ve olumlu duyguların kaybedilmesi gibi tepkilerin verilmesi tehdit-korunma sistemimiz tarafından önemli kayıpların ortaya çıktığı durumlarda vermiş olduğu tepkidir. Bu tepkiler insanlık tarihi boyunca gelişmiştir ve günümüzde de hala işlevsel haldedirler.

Bebekler, maymun ve fare yavruları şefkatli bağlar kurdukları yakınlarından veya annelerinden ayrıldıklarında veya onları kaybettiklerinde ‘’itiraz-çaresizlik’’ denilen bir tepki verir. Yavru ilk olarak itiraz eder ve daha da aktif hale gelir. Bu aktiflik huzursuzluk, kaygılı bir hale gelme, öfke ve insanlarda ağlama olarak görülür.

 

*Yukarıdaki resimde Harlow tarafından hazırlanmış olan deneyde, bebek maymunun ebeveyn maymuna benzetilmiş olan nesnelerden daha yumuşak ve sıcak olanı seçtiği ve ona bağlılık gösterdiği resmedilmiştir. Bu deney hakkında ilerleyen dönemlerde bir yazımız olacaktır. 

 

Evrimsel açıdan depresyon

Bağ kurulan canlının ya da ebeveynin ortadan kaybolması ve geri dönmemesi durumunda yavru ilk olarak itiraz-çaresizlik tepkisi verir. Ancak bir süre sonra, yavru içine kapanır ve sessizleşir. Bu da umutsuzluk olarak bilinir. Böyle bir durumun veya duygunun nasıl bir yardımı olacağı sorusu akla gelmektedir.

Bu durum olumlu duyguların zayıflatılmasına yol açar ve tehdit-korunma sisteminin güçlenmesine ağırlık verir. Vahşi doğada bir ebeveynin korumasından uzak olan yavruların hayatta kalabilmeleri için etrafta fazla dolaşmaması, güneşin altında fazla kalarak susuz kalmaması, kaybolmaması, ağlamaması ve bariz sıkıntıları sebebiyle yırtıcılar tarafından fark edilmemesi gerekmektedir.

Evrimin bu tasarımı, olumlu duyguları zayıflatıp olumsuz duyguları güçlendirecek potansiyel bir beyin modeli yaratmayı amaçlar. Yavrunun içinde bulunmuş olduğu tedbirli ve kaygılı ruh hali, onu saklanmaya itecek ve bu da onun hayatta kalma ihtimalini arttıracaktır.

Biyolojik olarak tasarlanma şeklimiz, bağlılık hissedilen kayıpları stresli ve üzücü bir hale getirir. Bu duyguların hissedilmesi kesinlikle kişinin kendi hatası değildir. Bazı depresyon türlerinde de görüleceği gibi itiraz-çaresizlik mekanizması gizli bir şekilde işler. Kişi geri planda kendini başkalarına yeteri kadar bağlantılı ve yakın hissedemez ve bunu çaresizce arzulamaya devam eder.

 


Depresyon yazı dizimizin 5. yazısı olan ”Depresyonun ve Yakınlık Arayışı?” adlı yazımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz: 

psikolojiplatformu.com/2018/12/29/depresyon-ve-yakinlik-arayisi/


depresyon belirtileri nelerdir

Kaynak:

Gilbert, P. (2009). Overcoming depression: A self-help guide using congitive behavioral techniques. London, UK: Robinson

 

Alakalı başlıklar

Leave a Comment