Seansları Zamanlama

Psikolojik Danışmada Seans ve Zamanlama İlişkisi

Psikolojik danışma seanslarında ya da oturumlarında zaman hayati öneme sahiptir. Klinik görüşme olsun ya da olmasın, zaman gerçekten dikkat edilmesi ve dikkatlice yönetilmesi gereken etik bir kavramdır.

Oturum içerisindeki süreç karmaşık, derin ya da oldukça zengin olabilir, ancak vereceğiniz hizmet zaman ile ölçülür. Bu yüzden, planlanan zamanın sınırları içerisinde kalmaya ve ona göre hareket etmeye özen göstermeniz ciddi bir biçimde önerilmektedir.

Psikolojik danışma ve klinik görüşme oturumları yani seanslar genel olarak 50 dakika sürer. 50 dakikalık süre kısmen keyfi bir biçimde ayarlanmış bir zamanlama gibi görünse de; aslında görüşmecinin oturumdan önce belgeleri inceleme fırsatı bulacak ve görüşme sonunda da gerekli notları almasına olanak sağlayacak şekilde ayarlanmaktadır. Bu ayrıca alışılagelmiş bir zaman belirlemesidir de. Ancak bazı durumlarda oturumlar daha kısa veya daha uzun sürebilir.

Değerlendirme görüşmeleri ya da ilk görüşmelerin biraz daha uzun sürdüğü rapor edilmektedir, çünkü vakanın detaylıca anlaşılması, gerekli tedavinin planlanması, danışana bu planlamanın aktarılması ve süreç hakkında danışanın detaylı olarak bilgilendirilmesi bu oturumlarda sağlanmaktadır. İlk görüşmeler yada değerlendirme görüşmelerine 50 dakikadan 120 dakikaya kadar bir süre ayrılabilir. Ancak sürenin giderek uzaması danışanı zorlayabilir ve özellikle kriz durumlarında zaman konusunda esneklik gösterilmesi önemlidir.

 

Seansa zamanında başlamak

Oturumlara yani seanslara başlarken yol gösterici olan ilke dakik olmaktır. Geç kalmanız durumunda, danışandan özür dilemek yararlı bir davranış olabilir ve danışanın olası gerginliğini de sağaltabilir. Ayrıca, danışana kaybedilen sürenin telafisini önermek ve gerekirse oturumun süresini uzatmak da aranızdaki ilişkinin etkinliğini arttırıcı bir eylemdir.

Profesyonel yardım söz konusu olduğunda tabi ki bir ücretlendirme söz konusudur. Eğer geç kalan taraf görüşmeci yani danışman ise kaybedilen zamanın ücretinin yeniden hesaplanıp danışana iade edilmesi de bir yöntemdir. Tabi bu yönteme, oturumun süresini uzatma şansınız olmadığı ya da danışanın oturumun uzatılmasını bir telafi yöntemi olarak kabul etmediği durumlarda baş vurmanız daha sağlıklı olabilir.

 

Danışanın erken gelmesi

Çoğu danışan, seanslar başlamadan önce ofisinize gelme eğilimi gösterir. Bazı durumlarda da müsait olup olmadığınız size danışan tarafından sorulur, ve eğer uygunsanız daha erken başlamanın mümkün olup olmadığı sorusu ardından gelebilir. Bu tür durumlarda hayır demek oldukça zorlayıcı olabilse de cevabınız ‘’hayır’’ olmalıdır. Bunun gerekçesi de başka bir danışanla yapmış olduğunuz bir danışmaya odaklanmış olabilir ve üstünde çalışıyor olabilirsiniz. Dikkatinizin dağılmasını önlemek için buradaki ‘’hayır’’ cevabı ciddi bir önem arz etmektedir.

Danışmanlık sistematik bir durumdur ve iyi planlama iyileştirici etkisine çoğunlukla katkı sağlar. Ayrıca, danışanın sizin tek danışanınız olmadığını anlaması da gerekmekte ve bu konuya özen göstermesi beklenmektedir. Bu sebeple, eğer danışanınız planlanan zamandan önce ofisinize geldiyse, seansın başlangıç saatine kadar nazik bir şekilde bekletilmeli ve size de bu konuda anlayış göstermelidir.

Sizin bir görüşmeci olarak dakik olmanız da danışana karşı saygı duyduğunuz ve onu önemsediğiniz mesajını verecektir. Ayrıca, dakik olarak ve seanslara zamanında başlamaya özen göstererek danışanın zamanına saygı göstermiş olur ve böylelikle de danışanın duygularına da saygı duyduğunuzu etkili bir şekilde hissettirebilirsiniz. Süreç içerisinde tabi ki bazı dinamikler değişiklik gösterebilir ve zamanlamada değişiklikler yapılması gerekebilir veya seans iptalleri de söz konusu olabilir. Ancak her şey yolunda gittiği sürece ve çok acil bir durum söz konusu değil ise özen gösterilmesi gereken durumlar yukarıda bahsedildiği gibidir.

 

Danışanın gecikmesi

Danışanın geç kalmış olduğu durumlarda görüşmeciler yani danışmanlar iki dürtüye kapılabilir: seansın süresini uzatma yada seansı iptal etme. Ancak bu iki durum da çok istenen durumlar değildirler. Danışanın geç kalması durumunda gösterilecek en etkili tepki ya da davranış, danışanın geç kalmasından sorumlu olduğunun altının çizilmesidir. Danışan seansın kalan süresiyle yetinmelidir, çünkü bu danışanın geç kalma davranışının doğal bir sonucudur ve danışanın alması gerektiği sorumluluğu da derinlemesine hissettirebilir.

Danışmanın geç kalması durumunda, sırada bekleyen bir danışanınızın olup olmadığına bakılmaksızın; önemli olan zaman sınırları içerisinde hareket etmek ve beraber belirlemiş olduğunuz kurallara uymaktır. Eğer bir kriz durumu söz konusuysa gerekli değerlendirmeyi yapmalısınız ve zaman kurallarını ihlal etmeyi gözden geçirebilirsiniz.

Danışanın gecikmesi durumunda başka bir alternatif de önerilebilir: haftanın başka bir gününe seans ataması yapmak. Bu da danışana değerlendirme ve terapi konusunda geride kalmadığını ve danışman tarafından önemsendiği ve aldatılmadığı mesajını verecektir.

 

Geç kalan danışanlara karşı duygular

Seanslara geç kalan danışanlar, genellikle danışmanlarda huzursuzluk yaratan bir durumdur. Duygusal tepkilerinizin farkında olmak size avantaj sağlayacaktır. Ayrıca içinde bulunduğunuz duygulara kapılmadan hareket etmek de oldukça önemlidir ve terapötik ilişkinin sürdürülmesine imkan sağlar. Sürekli üstünde durduğumuz gibi danışanların geç kalması durumunda uygulayacağınız yöntemi oldukça net bir şekilde belirlemeniz gerekmektedir.

Danışanınız randevuyu tamamen kaçırabilir. Bu durumda danışanı arayarak ya da danışana bir mektup gönderip ona randevuyu kaçırdığını hatırlatmak seçenekleriniz arasında olabilir. Danışanın ayrıca tedaviye devam etmek veya etmemek istediğini de öğrenmeniz gerekebilir. Bunu da telefon görüşmenizde ya da göndermiş olduğunuz mektupta, eğer uygun görüyorsanız, belirtmeniz de yarar olabilir. Dahası, seansı kaçırmasının ardından, danışanın sizi aramasını veya bir şekilde size ulaşmasını da bekleyebilirsiniz. Bu durum da seçenekleriniz arasındadır. Ancak bu konuda net bir tavır sergilemek için meslektaşlarınıza ya da süpervizörünüze danışmanız size daha sağlıklı bir karar vermede yardımcı olacaktır.

 

Oturumu bitirme

Görüşmenin zamanında bitirilmesi de, zamanında başlaması kadar önemlidir. Bazen tam bir dönüm noktasında olduğunuzu ve çok önemli bir konuya giriş yapmak üzere olduğunuzu düşünebilirsiniz. Ya da danışanın sizden bu konuda daha fazlasını anlatmak için anlayış göstermenizi beklediği hissiyatına kapılabilirsiniz. Bunlar seansı uzatma konusunda bilinçli bahanelerdir ve dikkat edilmesi gerekir.

Görüşmeci planlanan zaman tamamlandığında, incelikle ve sakince o gün için ayrılan sürenin dolduğunu bildirmelidir. Ancak eğer yarım kalan bir konu olduğunu düşünüyorsa, bir daha ki seansta kalınan noktadan devam edilebileceğini belirtmelidir. Yani konu yarım kalmış gibi görünebilir ya da algılanabilir; ancak seanslar sistematik bir biçimde işlerse, herhangi bir konu yarım kalmayacaktır ve bir sonraki seans geçmiş olan seansın çizgisinde devam edecektir.

 

zamanlama

Kaynak:

Sommers-Flanagan, J. & Sommers- Flanagan, R (2009). Klinik Görüşme: Psikolojik Değerlendirme Esasları.  İstanbul: İthaki.

Leave a Comment