Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB)- 4: OKB’nin İnsan Hayatındaki Etkisi

çocuklara karşı cinsel istek

Obsesif Kompulsif Bozukluğun (OKB) İnsan Hayatındaki Etkisi

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) kişiden kişiye ciddi değişiklikler gösterebilir ancak unutulmaması gereken şey her bir bireyin deneyimi ve sıkıntıları oldukça gerçektir. Dışardan normal işlevde bulunuyor gibi görünen OKB’li birey kendi içerisinde ciddi bir sıkıntıyla boğuşuyor olabilir.

Bazı insanlar Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) yüzünden yaşadıkları sıkıntıları saklamayı başarırlar. Ancak, Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) genellikle hayatın her alanını etkileyen bir bozukluktur. Aile ilişkileri, hobiler, sosyal hayat, ve çalışma yetisi bundan etkilenen başlıca alanlardır.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) yakın ilişkileri bozma eğiliminde olan bir bozukluktur ve çoğu OKB’linin bekar olduğunu duymak sizi şaşırtmayacaktır. Uzun süreli duygusal ilişki yaşayanlar ve evlenenler arasında da geçimsizlik, ayrılma ve boşanma da çok yaygındır.

Obsesif Kompulsif Bozukluk’tan (OKB) muzdarip kişinin obsesyonları ve ritüellerinin neden olduğu kısıtlamalar, aile üyelerinde tahammülsüzlüğe ve öfke patlamalarına neden olabilir. Ayrıca OKB’li bireyler bazen eve hapsolur, kendilerine bakmak ve giysilerini değiştirmek konusunda acizlik gösterebilir ve çok kısıtlı yiyeceklerle besleniyor olabilirler.

 

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), hobiler, sosyal yaşam ve ekonomik bağımsızlık

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) sizi normal arkadaşlıklar kurmaktan veya bir hobi ile uğraşmaktan alıkoyan bir bozukluktur. Hatta sizin çalışma ya da okuma yetinize de el koyar ve sizi dejavantajlı bir durumda bırakır.

Obsesif Kompulsif Bozukluğu (OKB) olanların istatiksel olarak işsiz olmaları daha olasıdır, ve Obsesif Kompulsif Bozukluğun (OKB) ekonomik maaliyetini değerlendirirken 4’te 3’lük bir sorumluluğu verim kaybı elinde tutar.

Dünya Sağlık Örgütü’nün yaşam kalitesini düşüren ve ekonomik olarak kayba neden olan en aciz bırakan hastalıklar sıralamasında, OKB kendine ilk 10 (on) içerisinde yer bulmuştur. Bu da her ne kadar masum bir bozuklukmuş gibi görünse de Obsesif Kompulsif Bozukluğun (OKB) aslında kişiyi ve ailesini ne kadar aciz bırakabildiğini gözler önüne sermektedir.

 

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), Saldırganlık ve İntihar

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ile ilgili dikkat çeken başka bir bilgi de Obsesif Kompulsif Bozukluk’tan (OKB) muzdarip insanların genel olarak intihar eğiliminde olmamalarıdır, ayrıca bu kişiler saldırganlık da göstermezler.

Kişi çok fazla sorumluluk duygusu hissettiğinden dolayı zaten başkalarına gelebilecek zararı önlemeye ve önüne geçmeye aşırı çabalamaktadır. Obsesif Kompulsif Bozukluğu (OKB) belki de en güzel açıklayan tanımlardan biri de budur. Kişi sorunluluğunu aşırı abartır ve bunun sonucunda da aşırı çabalayarak içinden çıkılması oldukça zor olabilen kısır döngülere sürüklenir.

İntihar etmek ise Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) söz konusu olduğunda, oldukça düşük bir ihtimaldir. Kişi diğerlerine zarar vermekten veya başkalarının başına gelecek zararlarla fazlasıyla meşguldür. Ve intihar gibi bir durum, özellikle kişinin ailesine, yakınlarına ve sevdiklerine neredeyse onarılması imkansız zararlar verecektir. Bu yüzden de intihar ve Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) terimlerini çoğu zaman bir arada görmeyiz.

Obsesif Kompulsif Bozukluğun (OKB) çok nadiren intihara neden olması, Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) üzerine daha az araştırma yapılıyor olmasının bir nedeni olabilir. Ancak, Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) da, şizofreni ve ağır depresyon kadar aciz bırakan bir hastalıktır.

 

OKB ne kadar yaygın?

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) sanıldığından çok daha sık rastlanan bir bozukluktur. Depresyon, madde ve alkol bağımlılığı ve sosyal fobiden sonra dördüncü sırada gelmektedir.

Ancak Obsesif Kompulsif Bozukluğun (OKB) tam olarak nüfusun ne kadarlık bir kısmını etkilediği bilinmemektedir. Bunun nedeni insanların bir kısmının, aşırı aciz bırakmayan daha hafif bir OKB’den muzdarip olmaları ve kullanılan değerlendirme ölçütlerinin sağlıklı sonuçlar vermemesi olabilir.

Eldeki bilgilere göre çocuk nüfusunun %1’lik kesimi ile yetişkin nüfusunun da %1’lik kesimi Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) yüzünden engellemekte ve büyük sıkıntılar yaşamaktadır.

Kültürel değişiklikler de Obsesif Kompulsif Bozukluğun (OKB) kendi içerisinde değişmesine neden olmaktadır ancak oran genellikle tüm dünyada aynı kalmaktadır. Bunun nedeni de obsesyonların içeriğinin kişinin düşünmek istemediği durumlar olması ve önlemek istediği zararları içermesidir. Neyi önemli olarak gördüğümüz ‘’hali hazırda akımlardan’’ etkilenmektedir.

 

Kadın ve Erkek arasındaki yaygınlık farkı

Kadın ve erkeklerde görülen semptomlar arasında ilginç farklılıklar olabilse de, Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) kadın ve erkekler arasında aynı oranda yaygındır. Örneğin kadınlarda yıkama obsesyonları ve etkileri sık görülür; erkeklerde ise sayılar, doğruluk ya da simetri ile ilgili obsesyon ve itkiler ya da cinsel saplantılar ve itkiler daha çok görülür.

Kadınların hamilelik döneminde Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) geliştirme riski daha da artar, bu da artan sorumluluk duygusuyla açıklanabilmektedir. Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) erkek çocuklarında kız çocuklarına kıyasla iki kat daha fazla görülür. Bu da çocuklarda görülen OKB’nin yetişkinlerdeki oranından oldukça farklı ve ilgi çekici bir bilgidir.

 

psikolojiplatformu.com kurucusu

 

Kaynak:

Veale, D. & Willson, R. (2005). Overcoming obsessive compulsive disorder: A self‑help guide using cognitive behavioral techniques. UK: Robinson

Alakalı başlıklar

Leave a Comment