Depresyon-3: Depresyona Yatkınlık mı Geliştirdik?

Zihnimiz Depresyona Girecek Şekilde Gelişmiş Olabilir mi?

Kendinize karşı şefkatli ve nazik olmanın hayatın stresleriyle başa çıkabilmekle ve refahla bağlantılı olduğunu gösteren kanıtlar mevcuttur. Yine de evrim, depresyonu bizi çok stresli olan durumlardan koruyabilmek için tasarlamış olabilir. Bu durum aşırı yüklemede atan bir sigortaya benzetilebilir. Yani bu durumda aklımıza bir soru gelmektedir: Depresyon bizi zarardan korumak için gelişiyor olabilir mi?

 

Duygular ve faydaları

Evrimsel süreçte insanların farklı duyguları gelişmiştir ve bu duygular insanların çevrelerini farklı bir biçimde algılamalarına ve tepki göstermelerine olanak sağlar. Duygular zarar görmekten kaçınmak, ilişkileri geliştirmek ve engelleri aşmak için bize yol gösterir. Duygularımız bir şeylerin bizim için önemli hale gelmesinde önemli bir role sahiptir.

Duyguların asıl amacı bize zorluk çıkarmak değil yardım sağlamaktır. Ancak çoğu duygu yoğun yaşandığında ve dönemin stresörleriyle çakıştığında rahatsızlık hissi uyandırabilir. Böylelikle stres ve tehdit sistemlerimiz uyarılır. Vüzudumuz da bu durumdan kurtulmak için elinden gelen çabayı gösterme eğilimine girer. Şimdi kısaca duygularımıza bakalım.

 

   Duygular:

  • Öfke: İstediğimiz bir şeyin önüne engel çıktığında, hüsrana uğradığımızda, başkaları tarafından küçümsendiğimizde ya da haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüzde tetiklenen bir duygudur. Öfkenin asıl amacı bizi bir şeyler yapmak ya da sorunu çözmek için harekete geçmemizi sağlamaktır.

 

  • Kaygı: Kaygı tehditlere odaklanan bir duygudur, böylelikle aciliyet duygusu verir ve bir şeyler yapmamıza teşvik sağlar. Ayrıca kaygı, kendimizi korumak ve güvende tutmak için kaçma ve sakınma isteği de sağlar. Genel olarak kaygı ortaya çıktığında, düşüncelerimiz ve zihnimiz tehditlere odaklanmaya eğilim gösterir.

 

  • Tiksinti: Zararlı maddelerden uzak durmamızı ve onlara yüz çevirmemizi sağlayan duygu türüdür. Kaygı ve öfkeden farklı olarak, tiksinti bizi zararlı olabilecek maddelerden uzaklaştırmak amacıyla tasarlanmıştır ve tiksintinin bedenle ilgili unsurlar ile ilintili olduğu düşünülmektedir. Tiksinti ve öfkenin beraber hissedildiği durumlarda aşağılama ortaya çıkar.

 

  • Utanç: Bu duygu öfke, tiksinti ve kaygının birleşimi olarak ortaya çıkar. Utanç kendimizle bağlantılı bir duygudur ve bize reddedilmekten kaçınabilmek için gerekli olabilen kaçma, boyun eğme isteği ve kapanma gibi istekleri sağlar.

 

  • Suçluluk: Başkalarını istismar etmemizi ve onlara zarar vermemizi önlemeyi amaçlayan duygudur. Eğer bir zarar ya da istismar söz konusu ise, suçluluk duygusu bunun onarımı için kişiyi teşvik eder.

 

  • Heyecan: bize enerji sağlayan ve bizi faaliyete geçmeye iten duygu türüdür. Yapılmak istenen ya da arzulanan şeyler heyecan yaratır. Olumlu duygular bize yardım sağlayacak durumlara yönelmemize olanak sağlar. Prpr

 

  • Hoşnutluk: Heyecana kıyasla oldukça farklı ancak yine de olumlu bir duygudur. Huzur ve refah içinde olduğumuzu hissettiren bu duygudur. Hoşnutluk sürekli isteme ve aşırı çabalamaya son vermeye yardımcı olur. Bu duygu dinginleşmeye ve dinlenmeye olanak sağlayan duygu türüdür.

 

  • Sevgi: Bizi olumlu ilişkilere yönlendiren ve güvende olduğumuzu hissettirip beynimizdeki tehdit sistemini sakinleştiren duygu türüdür. Bu duygu kişiler arasında bağ kurulmasını ve kişilerin birbirini görmediği durumlarda bile birbirlerini düşünmelerine yardımcı olur.

 

Duygular ne anlama gelir?

Duygularımız bize ‘’şuna kafa yor’’, ‘’şunu düşün’’ ya da ‘’şunu kafana tak’’ gibi mesajlar verirler ve bizim de davranışlarımız bu yönde şekillenir. Ancak unutulmaması gereken bu durumun karşılıklı olduğudur. Yani düşünme şeklimiz, olayları yorumlamamız ve onlara anlamlar yükleyiş tarzımız duygularımızı harekete geçirir.

Duygular acı verici ve nahoş olabilirler ancak hepsinin belirli işlevleri vardır. Bazen korunma ve tehdit duygularını yani öfke ve kaygıyı kötü olarak algılarız ancak böyle bir algılama şekliyle bu duygularla başa çıkmak için yanlış bir zihin haline gireriz.

Öfke ve kaygı gibi duygular sadece kötü bir his yarattıklarından olumsuz olarak adlandırılmazlar : bunlar korunma sistemimizin parçasıdır ve onlara şefkatli ve dostane bir tavır ile yaklaşmak bu duygularla başa çıkmayı daha kolay bir hale getirir.

Yaşamış olduğumuz dünyada mutluluk ve iyi hissetmek gibi durumlar yüceltilmekte ve bu da yanlış yönlendirmelere yol açmaktadır. Bu durumda kendimizi kötü hissetmenin de oldukça normal olduğunu ve hayatımızda önemli bir yer tuttuklarını gözden kaçırırız.

Pek çok olumlu ve olumsuz duyguya karşı doğuştan gelen bir potansiyelimiz olduğu öne sürülmektedir. Ancak bu duyguların çoğunu tam olarak yaşamayabiliriz. Pek çok insanın belirli zihin durumlarını, mesela depresyon, sadist intikamcılık ve keder gibi, deneyimlememiş olması, bunlara potansiyellerinin olduğu gerçeğini değiştirmez.

Evrimsel ve şefkatli yaklaşımımızın önemli yönlerinden biri bu duyguların ne zaman bize yardım amacı taşıdıklarını ve ne zaman onlara yüklediğimiz anlamların ve yorumlamalarımızın onları kontrolden çıkardığını ve bizi karanlık kısır döngülere sürüklediğini anlamaktır.

Duygular hakkındaki en önemli gerçeklerden biri de duygu sistemlerimiz benlik duygumuzu ve düşüncelerimizi ele geçirebilir ve bunların kontrolünü tamamen ele alabilir.

 


Depresyon yazı dizimizin 4. yazısı olan ”Depresyonun Amacı Nedir?” adlı yazımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz: 

psikolojiplatformu.com/2018/12/07/depresyonun-amaci-nedir/


depresyon nedir

Kaynak:

Gilbert, P. (2009). Overcoming depression: A self-help guide using congitive behavioral techniques. London, UK: Robinson

Alakalı başlıklar

Leave a Comment